10 Eylül 2013 Salı

Süper Lig'in İkinci Haftasına Enes Damgası

2. haftanın başlama vuruşu başkentte yapıldı. Geçen haftanın ardından silkelenmiş gözüken Gençlerbirliği, Akhisar Belediye’yi 3-0 yenerken, Alkaralara gönül vermiş spor severler direniş sloganları kullanarak takımlarına destek vermenin de mümkün olduğunu gösterdiler. Sezon öncesinin efendisi Kasımpaşa örselenen süksesini bu hafta misafir ettiği güçlü Kayseri’yi evine puansız göndererek onardı. Güzel futbol ve güzel goller izlenen maçta Babel de ligimizdeki ilk golünü kaydetti.
Antalyaspor, Gaziantep deplasmanında daha üretken taraf olsa da gol atmayı başaramayınca puanlar paylaşıldı. Antep halkını kendi şehrinin takımını desteklemekten imtina eder hale getirenler varlıklarını ve davranışlarını mutlaka sorgulamalılar. Halkıyla barışık olmayan şehir takımlarının aldığı puanların önemi olduğunu düşünmüyorum.
Eskişehirspor’un 90 dakika boyunca üstün oynadığı maçta,  Arsenalzede Fenerbahçe zor da olsa üç puanı almayı başardı. Kadıköy temsilcisi, geçen hafta olduğu gibi bu hafta da penaltı kurtaran Mert sayesinde bu sezon ilk kez resmi maçta gol yememeyi başardı. Kötü oynarken kazanabilmek güzel ama iyi oynayabildiklerini de artık göstermeleri gerekiyor. Yine gençlere şans veren Kırmızı Şimşekler ise kaybettikleri bir puana değil üç puana üzülmüş olmalılar.
Elazığspor – Karabükspor arasındaki tempolu ve bol gollü mücadelede Tolunay Kafkas’ın takımı biraz daha iyi oynadıysa da puanların eşit dağılması adaletli olandı. Ancak Elazığ’ın beraberliği yakaladığı penaltının yaratıcısı Serdar Güler’in, futbolu bıraktıktan sonra beyaz perdede kariyer planlaması yoksa, bu tarz hareketlerden vazgeçmesi yerinde olur. Sahadaki insanlar art niyetli oldukça altı ya da daha fazla hakemin görev yapmasının önemi de kalmıyor.
Roberto Carlos’u en azından yönetici sıfatıyla kulübeye indirmeyi başaran Sivasspor, geçen haftanın kahramanlık hikâyesini yazan Uğur Tütüneker ve talebelerine bu sefer aynı şansı tanımadı. Baştan sona üstün oynadıkları maçı iki farkla kazandılar.
Haftanın en zorlu buluşması Bursa’da gerçekleşti. Ev sahibi, son şampiyona geçen hafta son on beş dakika da yaşadığı azabı 90 dakika yaşatmayı başarsa da bu üstünlük “Tabela”ya yansımadı. Bir puana sevinen taraf Galatasaray olurken, haftanın en organize golünün son dokunanı “Enes Ünal” da futbol tarihimize en genç golcü olarak geçti. Umarız bu Enes’in kıracağı ilk ve tek rekor olmaz.
Karadeniz temsilcilerinin ilk buluşması Trabzon’da gerçekleşti. Trabzonsporun lig tarihinin 2000. golünü  Adrian atarken, Malouda da ilk bordo-mavi golünü, topa, izleyenlere en keyif verecek şekilde vurarak attı. Geçen hafta gol pasını veren Tevfik Köse bu hafta skora doğrudan katkı yapmayı tercih etti. Gezi ruhundan yoksun tribünlerin hoşgörüden de yoksun olduğu, Volkan Şen’in gözyaşlarından anlaşılıyordu.
Haftanın en keyifli maçı hiç kuşkusuz ki Kayseri’de oynandı. Slaven Bilic ve Fuat Çapa’ya hem yarattıkları takımlar için hem de futbol felsefeleri için teşekkür etmek gerekiyor. Bu futbol şöleninin kazananı iki kere geriye düşmesine rağmen oyundan düşmeyen siyah-beyazlılar oldu. Bu maçın kaybedeni ise ev sahibi değil, 34. dakikada taraftarın sesini tamamen kapatan yayıncı kuruluştu.
İkinci haftanın sonunda 6 puana ulaşan sadece bir takım olması, puansız takımın ise olmaması ligimizin rekabet katsayısı açısından gelecek vaadediyor. Aşağıda da yukarıda da erken kopmaların olmadığı, bu haftaki gibi güzel futbol ve gollerle dolu bir sezon beklemek o kadar da imkânsız değil sanki.

28 Ağustos Çarşamba 2013, soL Gazetesi (2.Hafta)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder