1 Eylül 2015 Salı

Bir Festivalin Ardından...

Bunca yılın ardından şunu anladım ki müzik festivallerinin kabesi sahneymiş. Eğer konserler belirtilen saatlerde başlar ve belirtilen saatlerde biterse, sahne içinde ve dışarıda ses iyi olursa hem seyircinin hem de sahne alan müzisyenin keyfi yerine geliyor. Diğer tüm aksilikler ikinci plana atılıyor. Ve herkes evine mutlu gidiyor. Sonra da bize “tuvalet kuyruğunu bile özleyeceğim” yazan tweetlere tebessüm etmek kalıyor...



Ben ve teknik ekibim Zeytinli Rock Festivali'nde iki yıldır konserlerin vaktinde başlaması için uğraşıyoruz. Bu sene ekibim iki sahnede festivalin merkez aktivitelerinin sorunsuz, zamanında ve olabildiğince kusursuz olması için festivalden haftalar önce her şeyi kağıt üzerinden planladı ve festivalde planlananı kusursuz uygulamak adına elinden geleni yaptı. Kaldı ki geçen sene olduğu gibi bu yıl da ekibimden kaynaklı 5 dakikadan uzun bir sarkma olmadı. Ekibim diyorum ama yanlış anlaşılmasın, onlara ödediğimiz üç kuruş para için değil yaptıkları işi sahiplendiğim için ekibim diyorum. Harcadıkları emeğin karşılığı herhangi bir para olamaz zaten. Nihayetinde ekibimin en büyük motivasyonu sahneyi insanlara söz verdiğimiz saatte teslim etmek. Bu ülkede neden hiç bir şey düzgün yapılmıyor diyenlere nispet ekibimi bu işi layıkıyla yapabilen profesyonellerden oluşuyor. Geçen sene de bu sene de sahne alan herkesi evine mutlu gönderebildiysek aslan payı yaklaşık 30 kişilik bu ekipte. Ancak bu sene evine mutlu dönmeyen iki grup vardı; Redd ve Bulutsuzluk Özlemi...



Bulutsuzluk Özlemi sahneden şık olmayan bir şekilde indirildiği için mutsuzdu. Bu sene iç içe geçmiş iki sahne olduğundan sarkmaları sahne değişimlerini hızlandırarak yok etme şansımız yoktu o sebeple kusursuz işleyen bir planlama yapmak zorundaydık. Bugün sadece yerli gruplardan oluşan bir festival herkesin hayal ettiğinden daha fazla ilgi görebiliyorsa bu yolda Bulutsuzluk Özlemi'nin katkısını kimse inkar edemez. Kaldı ki çocukluğu ve ilk gençlik yılları Bulutsuzluk Özlemi dinleyerek geçmiş bir adam olarak onları "Sözlerimi Geri Alamam" şarkısını çalamadan sahneden inmeye zorlamak kendi adıma yeterince ızdırap verici. Aynı akşam tek tek her birinden özür de diledim (Grubun davulcusunu göremediğim için ondan özür dileme fırsatım olmadı). Her birinin tepkilerini de sonuna kadar dinledim. Ancak hikayenin bu tarafını da anlatmak gerekiyor. Festivalde sahneyi Bulutsuzluk Özlemi'ne söz verdiğimizden 2 dakika erken teslim ettik. Buna karşın grubun konsere başlaması sevgili Akın Eldes'in sahneye çıkıldığından haberi olmadığı için 5 dakika gecikmeli oldu. Günde 15 grubun çaldığı bir festivalde 5 dakika uzun bir gecikmedir. Buna rağmen sahneye çıkmadan önce grubun menajeriyle bizzat kendim konuştum. 5 dakikanın hiç bir önemi olmadığını ancak belirlenen 50 dakika çalma süresine sadık kalmalarını rica ettim. Aldığım cevap gruptaki herkesin durumu bildiği oldu. Ben de herkes gibi konseri dinlemeye ve grupla birlikte şarkılara eşlik etmeye başladım. Her grup için olduğu gibi son 10 dakika kala grubun sahne teknisyenlerine de uyarı yapıldı. Ancak grup hazırladığı setlist (sonradan gördük ki üzerinde yaklaşık 63 dakika yazıyordu, biz müdahale ettiğimizde 70. dakikalarını doldurmuşlardı) çerçevesinde performansına devam etti. Grubun sahne üzerinde olan ya da olmayan yetkililerini defalarca uyarmamıza rağmen konser uzatılmaya devam etti. Süreniz doldu dendikten 20 dakika sonra 4. şarkı olan Uçtu Uçtu'yu çalmaya başladıklarında da monitörlerindeki sesleri kapatmak zorunda kaldık. İnanın UçtuUçtu yerine her Bulutsuluk Özlemi konserinin son şarkısı olan “Sözlerimi Geri Alamam” çalınsa gene müdahale etmezdik. Uçtu Uçtu'yu monitörlerinde ses olmadan çaldıktan sonra Nejat Ağabey “Aslında son bir şarkı daha çalacaktık ancak buna izin vermiyorlar” derken zaten bizim ekibimiz sahneyi toparlamaya ve diğer sahnede iki kere sahneye çıkartılıp indirilen Yüzyüzeyken Konuşuruz konser vermeye başlamıştı. Bu konuda onayı veren kişi olarak çok üzgünüm ama aksi durumun zor şartlar altında günlerce uykusuz kalan ekibimin emeğine ve sahne almış ve alacak diğer grupların hakkına saygısızlık olacağını düşündüm. Grubun gitaristi ve davulcusu ile tanışıklığım yok ancak Nejat Yavaşoğulları, Sina Koloğlu ve Akın Eldes'in zaman içerisinde beni affedeceklerini umuyorum. Zeytinli Rock Festivali'nin sahnesi Bulutsuzluk Özlemi'ne her zaman açıktır. Eminim gelecek senelerde yeniden sahne aldıklarında biz onlara 50 dakikadan daha uzun bir süre ayırırken onlar da ayrılan süreye sadık kalacaklardır.



Gelelim festivalin diğer memnuniyetsiz grubu Redd'e... Doğan ve Güneş kardeşler müzisyenliklerinin ötesinde sohbet etmekten keyif aldığım insanlardır. Kaldı ki bugünlere gelene kadar ne zorluklar çektiklerini biliyorum. Üç kişiye düştükten sonra KadıköySahne'de konserlerini yapmaya devam ettim. Hatta bunlardan birini “*” adıyla yapmak durumunda kaldık. Aralarındaki kavgaya ilişkin taraf olacak kadar bilgim yok ancak doğal olarak müziğe devam edene daha yakın oldum. Redd'e festivalin en kalabalık gününde sondan bir önceki zaman dilimini ayırdım. Bu saat diliminde diğer günlerde çalan isimler Feridun Düzağaç, Bulutsuzluk Özlemi ve Hayko Cepkin idi. Bence Redd'in üç kişiye düştükten sonra yakaladığı en önemli fırsat buydu. O gün monitör mühendisimiz Berk Kula'nın ayrılması gerektiği için yerini grupla 4-5 yıl çalışmış Güneş Turaç aldı. Her ne kadar Berke 7 şarkılık süre olarak ifade etse de en son çalan gruplar dışındaki gruplara verilen en uzun çalma süresi olan 50 dakika da süreleri vardı. Gün içerisinde oluşan ufak sarkma da onlara yansıtılmadı. Açıkçası benim performanslarını dinleme fırsatım olmadı. Ancak aynı gece attıkları tweetler beni rahatsız etti. Öncelikle günde 15 grubun çıktığı bir festivalde gruplara soundcheck yaptırmanın bir yöntemini bilmediğim için onlardan özür dilerim. Headlinırcılık oynama konusunda ise Ankara'da Öğrenci Kolektifleri'nin bir etkinliğinde Marsis grubunu sahnenin neresine davul kurmak zorunda bıraktıklarını hatırlatmak isterim. Çuvaldızı bir kaç kere kendime batırdıktan sonra iğneyi başkasına yöneltiyorsam, festival kapsamında ana sahnede performans sergileyen 31 grup arasında sesten şikayetçi tek grup Redd'in öncelikle iğneyi kendisine değdirmesini beklerdim. Ancak Doğan'ın dediğine de katılıyorum, sadece Redd'i değil festivaldeki her bir grubu kendi sahnelerinde hem yeterli hazırlık yapabildikleri hem de süre sıkıntıları olmadığında dinlemelisiniz. Zira festivalde headliner dahi olsalar gruplara tanıdığımız imkanlar minimum seviyelerde.

Zeytinli Rock Festivali Umut Kuzey'in ya da Serkan Fidan'ın festivali değildir. Zeytinli Rock Festivali Türk Rock Müziğinin gövde gösterisidir. Müzik kanallarında, üniversite festivallerinde sponsorlu turnelerde rock gruplarına yaşama alanı tanımayanlara sesini duyurmaktır. Tüm köşe başlarını tutan pop müziğe atılan tokattır. Dolayısıyla her şeye rağmen herkesin sahip çıkması gerekir. Tuvalet sırasını bile özleyeceğim diyen çocuk kadar sahip çıkamayanlar benim gözümde duruşlarına ve yaptıkları müziğe saygısızlık etmiştir.