18 Ekim 2013 Cuma

Arma Sevdasına Rağmen...

Belediye desteğinin, Başbakan torpilinin olmadığı, stadın üstünün açık olduğu, beton tribünlerin çatlaklarında otların-çiçeklerin yetiştiği günlerden bahsediyoruz... Yani endüstriyel futbolun Kasımpaşa’ya henüz uğramadığı zamanlardan...  Semtlerinin takımının peşindeki futbol sevdalıları, maç öncesi buluşup şarkılar söyleyerek stadyuma gittikleri yerde, artık maçları televizyondan izliyorlar, ama yine hep beraber... Hayatlarının en büyük tutkusunu bir buçuk yıldır boykot eden “Arma Altı” taraftar grubunu tanıyor musunuz?
Çoğunluğu milliyetçi kökenli insanlardan oluşan kendi deyimleriyle Arma Altı Tayfası... “İnsanlık görevimiz” diyerek Gezi Direnişi’ne destek yürüyüşü yapan, depremin hemen ardından Van’a yardım yollayan, Güney Doğu’da okullara malzeme toplayıp yollayan, Kızılay’a kan bağışında bulunan bir sevdalılar topluluğu...

Ezber bozan bu taraftar grubu bir sabah uyandıklarında, takımlarının Ciner Grubu’na satıldığını öğreniyorlar. Daha nedenini nasılını anlamadan yeni yönetim icraatlarına başlıyor. Kulübün lisanslı güreşçisi Gazanfer Bilge’nin 1948 Londra Olimpiyatları’nda altın madalya (Spor tarihimizin ilk olimpiyat madalyasıdır) kazanmasının ardından bakanlar kurulu kararıyla Kasımpaşa kulübüne logolarında Türk bayrağı kullanımı hakkı veriliyor. Bu hakka sahip sadece üç spor kulübü var.

Kasımpaşa’nın kulüp tarihinden bihaber yeni başkanının “Kasımpaşa’da yapacaklarımızı Beşiktaş’ta yapamazdık. Beşiktaş’ın karışanı çok. Beşiktaş benim için aşk, Kasımpaşa iştir” diyerek ilk icraat olarak armayı değiştirmesi, amatör kümelerde bile takımının peşinden gitmiş, yiyecek bulamayan futbolculara, mahalleliden yemek taşımış cefakar taraftarları derinden yaralıyor. Kasımpaşa’nın gerçek sahipleri olan bu gençler, kimsesiz köyde çobanlık yapmaya çalışanlara engel olamasalar da onların koyunu olmamaya karar veriyorlar.


436 gündür takımına hasret olmanın ne büyük fedakarlık olduğunu, kalbinde sevgiye yer olmayanlar anlayamaz. Avrupa kupası maçı olursa diye sorduğumda, “Dostluğun temelini atanlar olmamıza rağmen Eskişehir maçına, ezeli rakibimiz Karagümrük’le oynanan kupa maçına gitmediysek Avrupa kupasına da gitmeyiz” derken çektikleri hasreti gözlerinden hissettim. Aynı şekilde “Biz tribünde olsaydık Fenerbahçe maçını alırdık” derken de... Aslında arma işin sembolü, asıl karşı oldukları şey, kulübün de ülkemiz gibi “ben yaptım oldu” zihniyetiyle yönetilmesi.

Bir buçuk yıldır verdikleri mücadelenin basına hiç yansımamış olmasından şikayetçiler. Ellerinde sadece onurları ve gururları olan bu insanlar, yine de karşılarındaki güce boyun eğmemekte kararlı. Sonuç alana kadar devam edeceklerini söylüyorlar. Sermaye gruplarının çeşitli nedenlerle futbola bulaşıp,  daha çeşitli çeşitli nedenlerle geri çekildiklerini Karagümrük ve Göztepe örneklerinde gördükleri için, kimin yolcu kimin hancı olduğunu da gayet iyi biliyorlar.


Dertleri yok sayılmak, sadece grup olarak yok sayılmalarından öte, kulübün 92 yıllık tarihinin yok sayılması... İstedikleri bir ufak özür ve armalarının geri getirilmesi. Arma değişimi mümkün olmasa bile kutsal saydıkları armanın onure edileceği alternatif çözümlere de açıklar. İngiliz felsefeci, Stephan Mumford Kasımpaşalılar için “İstanbul’da yaşayıp da üç büyük kulüpten birinin taraftarı olmamak çok özel bir şey olmalı” demişti. Ne acı ki, karşılarındaki zihniyet, özellikleri ve güzellikleri fark edebilecek durumda değil... 

16 Ekim 2013 Çarşamba, soL Gazetesi 

25 Eylül 2013 Çarşamba

Egemenlerin Kurguladığı Futbol

Akhisar Belediye ve Hamza Hamzaoğlu uyumu üçüncü galibiyetine ulaştı. Geçen sezon ligde tutunmayı zorlukla başaran Ege temsilcisi, bu istikrar sayesinde korku hattından uzak durmayı başaracak gibi gözüküyor. Gaziantepspor beş haftanın sonunda tek puanla en altta gittikçe yalnızlaşıyor. Karabükspor - Kayseri Erciyes müsabakası başladığı sonuçla sona erdi. Taraflardan herhangi biri duran toplardan ya da uzak mesafeli şutlardan sonuç alamayınca, düşük tempoda ve kontrollü oynayan iki takım gol atmadan birer puanı paylaştılar. Golsüz beraberliklere puan verilmemesi yeniden gündeme mi getirilse?
Yunan golcü Gekas’ın yeni takımı Torku Konyaspor, Gekas’ın sessiz kaldığı maçta, Gençlerbirliği’ni evine puansız yollayarak üç hafta sonra üç puan almayı başardı. Yaklaşık 20 dakika 10 kişi oynayan rakibine gol atmayı başaramayan Alkaralar, bu haftayı puansız kapattılar. Yıllardır hem yukarıdan hem aşağıdan uzak sezonlar geçiren Başkent temsilcisi, bu sezon aşağıya daha yakın gözüküyor. Roberto Carlos’un futbol oynamaya çabalayan takımı sahasında Kasımpaşa’ya tüm puanları kaptırdı. Oyun merkezini ileri taşıyıp rakibinin sahasına yerleşen ev sahibi takımımın geride bıraktığı büyük boşlukları çok güzel değerlendiren Şotagiller geçtiğimiz sezonun üzerine koymaya devam ediyor. İlk beş haftanın sonunda ekstra Avrupa vizesini almaya en yakın ekip onlar gibi duruyor.  
Zorlu fikstürünü başarılı şekilde atlatan ve görece rahat maçlara geçen Eskişehirspor, geçen hafta Sivas deplasmanında 10 kişi kaldıktan sonra direnememişti. Kırmızı Şimşekler bu hafta yine 10 kişi kaldıkları maçta oyuna sonradan giren Aytaç Kara’nın ilk Süper Lig golüyle kazanmayı başardılar. Hâlâ galibiyeti olmayan Antalya, korku hattındaki yerini sağlamlaştırdı. Önümüzdeki hafta Samet Aybaba’nın eski takımı Beşiktaş’ı ağırlayacaklar.
Ersun Yanal etkileri iyice belirginleşen Fenerbahçe, bu hafta sezona iyi başlayan takımlardan Elazığspor’u ağırladı ve yine farklı kazandı. Avrupa kupasından men cezası onandıktan sonra silkelenen Sarı Kanaryalar, ilk haftanın ardından oynadıkları tüm maçları kazandılar. Ersun Yanal’ın barış elini uzattığı Sow’un cevabı “hat-trick” oldu. Elazığspor için bu deplasmandan puan çıkartmak zaten büyük sürpriz olacaktı ancak farklı mağlubiyet,  ritmlerini bozma riski taşıyor.
Çaykur Rizespor çaylak sezonunda üçüncü sıraya kadar yükseldi. Sezon sonuna kadar ilk beşte kalmaları şimdilik hayal gibi gözükse de ligi korkudan uzak tamamlayacaklardır. Beşinci haftanın sonunda düşme hattına kadar gerileyen Bursaspor’un seri galibiyetler alarak örselenen özgüvenini onarması gerekiyor.
Memlekette düzgün giden tek şey Beşiktaş iken onu da karıştırmayı başardılar. Yaşananların ardından kırılan seyirci rekorunun da oynanan oyunun da önemi kalmadı. “Futbola siyaset bulaşmasın” diyenlerin kendi elleriyle kurdukları 1453 Kartalları’nın bulunduğu yerden ve yükselen tekbir seslerinin ardından olayların başlaması, ses kısma ve yayın kesme konusunda dünya lideri yayıncı kuruluşun olayları kesintisiz aktarması, spor savcılarının olimpiyat stadında hazır beklemesi, olayların hemen ardından hükümet kanadından konuya dair yetkili-yetkisiz kişilerin, sahaya girmek için Hezarfen misali uçması gereken Çarşı’yı suçlamaları, yaşananların kurgusal olduğunu düşündürüyor. Joseph Goebbels patentli taktiklerle yalan söylemeyi devlet geleneği haline getirenler sayesinde inandırıcılığını yitirmiş bir devlet örgütlenmesi ile karşı karşıyayız. Yaşananlara ilişkin hükümet, savcı, emniyet, yayıncı kuruluş ve TFF kanadından yapılacak açıklamaların da bu sebepten inandırıcılık sorunu olacaktır. Olayların faturasını “Çarşı”ya kesip onu itibarsızlaştırmaya çalışanlar ise başarılı olamayacaklar. Zira Çarşı’nın neler yapıp neler yapmayacağını Haziran’da herkes gördü.
Sezona beklentilerin altında başlayan iki takım Kayseri’de haftanın kapanış maçına çıktılar. Gol yememe üzerine kurgulu bir taktikle sahaya çıkan Trabzonspor, ikinci yarıda bir de gol bulunca hanesine üç puan yazarak altıncılığa kadar yükseldi. Bu üç puanın morali ile yukarılara tutunmayı başarabilirler. Kaybetmeyi hak etmeyen Kayserinin kazanmak için daha fazlasını yapması gerekiyor.
Usta’yı rahatsız edecek unsurları etkisiz hale getirme konularında fazla mesai yapan TFF ve yayıncı kuruluştan maç planlamaları konusunda da aynı hassasiyeti bekliyoruz. Hava sıcaklıklarının normale döndüğünü ve maçların artık gündüz de oynanabileceğini fark ederlerse tüm maçları izleyen sporseverleri maç kaydetme ve sonucunu bildikleri maçı izleme dertlerinden kurtarmış olacaklar.

25 Eylül 2013 Çarşamba, soL Gazetesi 

21 Eylül 2013 Cumartesi

Süper Lig'de Bilic'in Sosyalist Takımı Liderliğini Koruyor

Sezona beklentilerin gerisinde başlayan iki takım haftanın açılışını yaptı.  Önemli eksikleri olan Galatasaray, yakaladığı pozisyonları müsrifçe harcayınca, Antalyaspor ile birer puanı birer gol atarak paylaştı. Son iki yılın şampiyonunun kadrosundaki en büyük mühendislik hatası Muslera ve Selçuk’un alternatifsiz olmaları. Drogba da gol sevinci olarak Metin Oktay selamını seçerek alternatifsiz bir sporcu olduğunu gösterdi. Son 15 dakikadaki şuursuzca saldıran rakibinin bıraktığı boşluklarda ilk üç puanını alabilecek ciddiyette pozisyonlar üreten Antalyaspor için İstanbul’dan çıkarttıkları bir puan da oldukça değerli.
Kayseri Erciyes evinde zor da olsa Akhisar Belediye’den 3 puan almayı başardı. Tescilli alt lig golcüsü Üstün Bilgin, Vleminckx’ten cezalı  olması sebebiyle oynadığı ilk Süper Lig maçında ilk golünü atarak yakaladığı şansı iyi değerlendirdi. Sempati şampiyonu ve istikrar abidesi Akhisarlı futbolcular kasabalarına bu sefer puansız döndüler. Trabzonspor geçen sezonki teknik direktörü Tolunay Kafkas’ın Karabükspor’unu konuk etti. Avrupa kupalarında attığı yedi gole rağmen ligde üç haftadır sessiz olan Paulo Henrique’nin attığı ilk lig golü takımı açısından “üçlük” değerindeydi. Oyun anlamında geri düşmeyen Karadeniz’in batı temsilcisi Onur Kıvrak engelini geçemeyince skor olarak geride kaldı ve haftayı puansız kapattı.
Gaziantepspor, üstelik evinde Çaykur Rizespor’a farklı mağlup oldu. 2-0 yenik duruma düşen ve 10 kişi kalan tek puanlı Güneydoğu temsilcisi, oyundan düşmeyip maçı 2-2 ye getirmeyi başardı. Üçüncü gol için yüklenen ancak yakaladığı pozisyonları değerlendiremeyen Antep, 80. dakikada üçüncü golü kalesinde gördü. Gardı düşen rakibini ardarda gelen gollerle deviren Çalımbaygiller, ilk dört haftanın sonunda dokuz puan ile ilk üçe yerleşmiş durumdalar.  Ligimizin başaltı takımları Kayerispor ve Gençlerbirliği’nin Ankara’daki mücadelesinde puanlar eşit paylaşıldı. Sahada yapmak istedikleri belli olan ve modern futbolu temsil eden iki takımın denk mücadelesinin berabere bitmesi futbolun adaleti ise, her iki takımın tribünlerindeki seyircilerinin azlığı da futbolun adaletsizliğidir.
“Kariyerim boyunca hiç üç kere üst üste maç kaybetmedim” diyerek oyuncularını motive eden Roberto Carlos’un takımı Eskişehirspor maçından üç puan almayı başardı. Erkan Zengin’in atılmasının ardından dengesi bozulan Es-Es, Aatif Chahechouhe’nun golünün ardından toparlanmayı başaramadı. Sezgin, Servet ve Dede’nin yokluğunda dört haftadır kaptan olarak sahaya çıkan Erkan, hakemin kararı ne kadar yanlış olursa olsun kolundaki bantın sorumluluğu ile hareket etmeli. Kart sonrası verdiği aşırı tepki sadece cezasının daha uzun olmasına sebep olacaktır.
Beşiktaş’ın yükselişi zorlu Bursa deplasmanında da devam etti. Motta’nın katılımıyla kusursuz işlemeye başlayan Bilic’in sosyalist takımı, aralarında sınıf farkı olmadığını stoperlerinin attığı gollerle gösterdi. Stadsız çocukların peri masalı önümüzdeki hafta Galatasaray maçında da devam edecek mi? Sezonun en kötü futbolunu oynayan Bursa’nın kendi evinde bu denli çaresiz duruma düşmesine taraftarların çoğu gibi Christoph Daum’da son düdüğe kadar dayanamadı. Trend Sollied’un Elazığspor’u, Torku Konyaspor’u ilk yarıda bulduğu iki golle 2-0 yenerek puanını 7’ye yükseltti. Serdar Özkan, Serdar Gürler ve Deniz Yılmaz Gakkoşlar’ın formda oyuncuları. İlk haftaki Fenerbahçe galibiyetinin üstüne puan alamayan Gekas’lı Konyaspor iki kere direkleri nişanlamayı başarsa da gol atmayı başaramadı.

Türkiye – İsveç U21 müsabakasının biber gazı nedeniyle 1,5 saat durduğu stadyumda, bundan bir kaç gün sonra haftanın kapanış maçı oynandı. Fenerbahçe iki kere geriye düştüğü maçı uzatma dakikalarında bulduğu golle kazanmayı başardı. Oyundan hiç düşmeyip sürekli gol aramaları, Caner Erkin’in sol bek olarak yükselen formu ve maçın sonlarına doğru net bir şekilde hissedilen fiziksel üstünlük Kadıköylüler için artılar. Kasımpaşa’nın teknik kadrosu, oluşturduğu oyuncu grubu, yaptığı tesisler her takımı imrendirecek durumda. Ancak bunların mimarı olan yeni yönetim, Usta’ya gösterdiği saygının onda birini semt insanlarına da göstermek zorunda, zira onlar Kasımpaşa’dan ellerini ayaklarını çektiklerinde, takımın peşinden koşan yine semtin insanları olacak.

18 Eylül 2013 Çarşamba, soL Gazetesi

13 Eylül 2013 Cuma

Futbolun da, Sporun da Anlamsızlaştığı Anlar (Ölümpiyat, Basketbol ve Futbol)

2020 Olimpiyat oyunları Tokyo’da yapılacak. İstanbul’un beşinci adaylığı da hüsranla sonuçlandı. Konuya “kına yaksınlar” seviyesinden bakanlar oldukça da Olimpiyatlar yedi tepeli bu güzel şehir için rüya olmaya devam edecek. Aylarca ülkenin bütün meydanlarında sinek ilacı sıkar gibi biber gazı sıkarsan, kahraman polisinin uyguladığı şiddetle hayatını kaybeden insanlardan göz yaşlarını esirgeyip, katillerini de saklarsan, akademik ortamlarda en kıdemli üniversitesine şehircilik açısından yanlış, hukuksal açıdan illegal olan projeyi bahane ederek alenen savaş açarsan, kazanmak için her yöntem mubahtır mottosuyla yetiştirdiğin sporcuların doping rekorları kırarsa, zaten yeterince karışık olan coğrafyanda barışın peşinden gitmen gerekirken savaş çığırtkanlığı yaparsan elbette olimpiyatları daha hazır ve daha güvenilir olan “Tokyo”ya verirler. Olimpiyat’ın ne demek olduğunu ve neler gerektirdiğini anlayıp, kendi hatalarından ders alarak hazırlanmazsan sonraki seçimlerde de senden daha inandırıcı olan adaya oy verecekler. Kazanamadığına üzülmeyen vatandaşlarının da bunun için şimdi olduğu gibi geçerli nedenleri olacaktır.

***
Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda milli takımız yakın tarihinin en kötü performansını sergiledi. Gezi olayları esnasında tepkisini esirgemeyen sporcuyu teknik yada politik nedenlerden ötürü kadroya almayıp, doping cezası almış oyuncunu kaptan yaparsan, son yılların en kötü 12 Dev Adamı’nı izledikleri için üzülmeyenleri de vatan hainliği ile suçlayamazsın. Ülke insanını bu kadar sert çizgilerle birbirinden ayırmak seçim kazandırır mı bilmiyorum ama bu yaratılan gerginlik kontrolden çıkarsa devletin en tepesinden yangına körük tutanları ve onların şakşakçılarını tarih affetmeyecektir.

***
Beşiktaş’ın iyileşen sakatları ve yeni transferleriyle yakaladığı kadro derinliği, Tolunay Kafkas yönetimindeki Kardemir Karabükspor’un güzel başlangıcı, Avrupa kupalarından iki yıl men cezası onandıktan sonra nihayet toparlanan Fenerbahçe, ilk hafta şokunun ardından aldığı altı puanla dümenini Avrupa’ya çevirmeyi başaran Kasımpaşa, Rıza Çalımbay’la seyircisine güven veren Çaykur Rizespor, sezona kötü futbolla başlayan ama buna rağmen iki zorlu deplasmanda yenilmemeyi başaran son şampiyon Galatasaray, transferin son gününde altı transfer yapan ve zorlu maçlarını atlatan Eskişehirspor, Serdar Özkan’ın yeniden hayat bulduğu Elazığspor, sezon başlamadan teknik direktör değiştiren Bursapor, ligimizin en istikrarlı Anadolu kulübü Gençlerbirliği, Roberto Carlos’un Cicinho’lu Sivasspor’u, tescilli kurtarıcı Gekas’ı transfer eden Torku Konyaspor, beklenmedik puan kayıplarına rağmen futbol kalitesiyle seyircisini mutlu eden Kayserispor, kadro revizyonu yerine teknik direktör değişikliğini tercih ettikleri için kronik sorunları devam eden Trabzonspor, verilen araya en çok sevinen takımlardan M.P. Antalyaspor, Fuat Çapa’yla ilk sekizi hedefleyen Kayseri Erciyesspor, ligin tek puanlı ve bol sorunlu takımı Gaziantepspor ve Fatih Terim’le mucize peşinde koşan ulusal takım... Bu 19 takım üzerine naçizane değerlendirmeler yazmıştım. Hatay’dan gelen Ahmet Atakan’ın ölüm haberi bütün cümlelerimi o kadar anlamsızlaştırdı ki... 22 yaşındaki Ahmet, Türkiye katılsa bile Dünya Kupası maçlarını izleyemeyecekse, 18 yaşındaki Medeni, takımının yeni sezon formasını hiç giyemeyecekse, 19 yaşındaki Ali İsmail, Bando Es-Es’le beraber şarkılar söyleyemeyecekse, 20 yaşındaki Mehmet, tuttuğu takım kazandığında arkadaşlarıyla kutlayamayacaksa, 26 yaşındaki Ethem, abisiyle Ulus dolmuşuna binip maç izlemeye gidemeyecekse, 22 yaşındaki Abdullah, yenilse de takımıyla gurur duyamayacaksa ya da genç komiser Mustafa Sarı, artık Adanademirspor maçlarında görev alamayacaksa benim futbol sevgimin ve yazdığım değerlendirmelerin anlamı olmuyor, maçlar ve sonuçları da manasızlaşıyor. Ahmet Atakan’ın ölüm haberi diğerlerinin acısını da canlandırdı. Hiç bir başarı, insan hayatından önemli değildir. Bu genç yürekler için gözyaşı dökmeyenlerin, diğer gözyaşlarının da hükmü yoktur. Bu gençlerin ardından sorumluları bulup cezalandırmak, halktan ve ailelerden özür dilemek yerine iftiralarla karalamayı, yas tutanların üzerine biber gazı sıkmayı tercih edenlere sezonun sonlarında buradan el sallamak umuduyla...


10 Eylül 2013 Salı

Kartal Kayıpsız, G.Saray Düşüşte

3. haftanın Konya’daki açılışı, maçın öne çıkan oyuncularından Ali Çamdalı’nın golüyle başladı. Konyaspor, Itandje’nin de mükemmel performansıyla bu üstünlüğünü 78. dakikaya kadar sürdürse de, Kasımpaşa, maç boyunca kendi futbolunu oynamaya çalışmanın ödülünü son on dakikada attığı 2 golle, 3 puan olarak aldı.
Haftanın en sıkıcı ve tek golsüz maçı Eskişehir’de oynandı. Erkan’ın sakatlığı sebebiyle haftayı idmansız geçirmesi oyununa da yansıyınca, Eskişehirspor'un yaratıcılık problemi ortaya çıktı. Tek oyuncuya bu kadar bağımlı olmak onun eksikliğinde ya da iyi markaj edildiğinde sorunlara yol açacaktır. Kulübedeki yerine geri dönen Terim’in aklında milli takım mesaisi olacak ki, beraberliğe razı şekilde oynayan takımına alıştığımız şekilde müdahale etmedi. Eskişehir’de oynanan iki maç sonunda hala direnişin sesini duyamamış olmak, canını o şehirde bırakan Ali İsmail Korkmaz’ın anısına, en az faillerinin yakalan(a)maması kadar büyük saygısızlıktır.
Haftanın sürprizini Elazığspor yaptı. Ivesa’nın cezalı olması sebebiyle kalede olan Zülküf’ün üstün performansı da onlar adına sevindirici. İlk yarıyı 3-0 geride kapatmasına rağmen ikinci yarıda elinden geleni yapan ve maçı çevirmeye yetecek kadar pozisyon da üreten Kayseri, yenilse de alkışlanmayı hak etti. Medical Park Antalyaspor – Bursaspor mücadelesinden konuk takım zor da olsa 3 puan çıkarmayı başardı. Milan Baros’un ilk golünü atmasına ve iyi performans sergilemesine rağmen, Samet Aybaba, Daum’un aksine, bolca sorunla beraber lig arasına giriyor. 
Avrupa bilmecesinin olumsuz da olsa çözülmüş olması ve/veya nihayet Holmen’in lisansının çıkartılması Fenerbahçe’ye hareket getirmiş. Sivasspor’u keyif veren maçın ardından 5-2 yendiler. İki hatalı gol yiyen Volkan'ın kulübede iki maçta iki penaltı kurtaran alternatifi olduğunu unutmaması gerekir. Eski takımından ağır darbe alan Roberto Carlos’un ilk üç haftanın ardından oyunu güzelleştirerek oynayan takımını da tebik etmek gerek.
Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan stadında oynanması beklenen Beşiktaş – Gaziantepspor maçı, Çarşı'nın direnişe sahip çıkmaya devam etmesinden mi, yoksa Beşiktaşlıların Olimpiyat stadına beklenenin üstünde ilgi göstermesinden mi bilinmez, yine ıssızlığın ortasında oynandı. Yıldırım Demirören başta olmak üzere, yıllarca çeşitli çileler çekmiş Beşiktaş taraftarları için, Olimpiyat Stadına gidip gelmek çile değil sanki eğlence... “Sosyalist” bir takım yarattığını söyleyen Biliç’in aralarında sınıf ayrımı olmayan oyuncuları üçte üç yaptılar. Ancak Bursa ve Galatasaray maçları, ilk öğrendiği üç Türkçe kelimeden biri "sol bek" olan Biliç için, ilk üç maç kadar kolay olmayacaktır. Beşiktaş kalesine gelmeyi dahi başaramayan Gaziantepspor ise verilen araya en çok ihtiyacı olan takımlardan.
Karabük ve Gençlerbirliği arasındaki mücadelenin golsüz bitecek gibi gözüktüğü anda gelen tartışmalı penaltı kararı, ev sahibi takımın hanesine 3 puan yazılmasını sağladı. Maçın sonlarında öfkesine hakim olamayan Metin Diyadin, haklı da olsa Gençlerbirliği gibi centilmenlik abidesi takımın teknik direktörü olduğunu unutmamalı.
İki çaylak takımın mücadelesinde, Rıza Çalımbay’ın öğrencileri, Kayseri Erciyes’e puan kaptırmadılar. Bu sezon ikinci golünü atan Vleminckx, iki sarı kart görerek oyun dışı kaldı. Süleyman Abay’ın gösterdiği iki sarı kartın da yanlış olması, Kayseri Erciyes’in gelecek maçı Vleminckx’den yoksun oynamak zorunda olduğu gerçeğini değiştirmeyecek.
Hamza Hamzaoğlu, dar kadrolu Akhisar’la harikalar yaratmaya devam ediyor. Disiplinli ve mütevazı takımı, bu hafta Trabzonspor'u 3-0 yenmeyi başardı. İkinci golü yedikten sonra tamamen oyun disiplininden kopan Trabzonspor’un mevcut sorunları bu mağlubiyetin ardından büyüyebilir. Ancak Avrupa Ligi'nde alınacak sürpriz ve güzel galibiyetler, ligdeki istikrarsızlığı telafi edecektir.

Milli takımın başına Fatih terim’in getirilmesinin Demirören’den çok daha yukarılardaki beyefendinin kararı olduğu söyleniyor. Kayseri’deki milli maçta direnişin sesini yukarılara duyurabilmek dileğiyle ligimize kısa ara veriyoruz. 

4 Eylül Çarşamba 2013, soL Gazetesi (3.Hafta)